28 Temmuz 2008 Pazartesi

Batman - Dark Knight


Not : 10
Format : Sinema - Capacity
İzlenim : IMDB ilk 250 listesine direk 1 numaradan giriş gibi efsaneye imza attığında bu filmin bir fenoneme dönüşeceği kesinleşmişti. Godfather 1-2 ve Shawshank Redemption 'dan sonra imdb de 10 puan verdiğim ilk film oldu Batman. Karşımızda bir çizgi - roman uyarlaması yok. Derinlemesine karakter tahlilleri , suç , adalet , iyi kötü kavramlarına klişelerin çok ötesinde sorgulamalar içeren bir suç filmi var. Heath Ledger 'ın Joker yorumu sinema tarihinin en iyi 10 performansından biridir bence. Popüler kültür ürünü olabilecek bir film sinefillerin kralı olarak tabir edilecek Nolan 'ın eli değince özgün "pure" bir sinemaya dönüşmüş. Spoiler gibi olmasın ama müthiş bir finali var. Üzerinde tekrar tekrar düşünmeyi ve de bu düşünceleri 2. bir Batman postunda dile getirmeyi gerektiriyor.

25 Temmuz 2008 Cuma

Before The Devil Knows You are Dead


Format : Divx
Not : 7,5
İzlenim : Sydney Lumet 83 yaşında böyle bir film çekebiliyorsa saygı duruşunda durmak lazım . 40 tan fazla film çekmiş kariyerinde Serpico, Köpeklerin Günü ve 12 Kızgın Adam gibi başyapıtlar var. Ve belki de ömrünün son demlerinde yine kendine has sinema dilini ortaya koymayı başarmış. 2000lerin hareketli kamera kullanımına ayak uydurmadan 80lerin mainstream sinemasına yakın bir yapıt karşımızdaki. Oyunculardan tam performans alınmış. Ethan Hawk kendine güvensiz , panik , loser portresini eksiksiz beyazperdeye taşımış. Özellikle soygundan sonraki sahnede döktürmüş.Fakat yine de film lineer bir kurguya sahip olsa daha iyi olurdu gibime geliyr. Zira bu karmaşık kurgu ve olayların farklı bakış açılarından anlatılması hikayenin ilerleyişine çok fazla bir done katmadığından filmin temposunu düşürmüş. Filmin sonlarına doğru baba ve 2 oğul karakterinden hangisinin yerinde olmak istemezdim sorusuna cevap bulamadım. "Artık hayattan beklentisi olmamak" böyle bir portre sanırım. Düzenbaz Elmas alıcısının dediği gibi : Dünya hiç de iyi bir yer değil.
Referans : The title comes from the Irish saying: "May you be in heaven a full half hour before the devil knows you're dead."

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Southland Tales


Format : DVD
Not : 4
İzlenim : Cannes'daki züppe etiketli film kitlesiyle empati yapmamı sağladığı için bu filme teşekkür borçluyum. Zira genelde Cannes'da yuhalanan filmleri izleyince bu kitlenin beğenileri konusunda önce kendi film zevkinizi sorguluyor sonrasında ise "Böyle bir filmi beğenmedilerse gitsinler kumda oynasınlar" demekten kendimizi alamıyorduk ama 2, 5 saat süren Southland Tales 'i dvd 'yi 8 kere açıp kapamak suretiyle bitirebilme onuruna ve de sevincine eriştikten sonra bu kitleyle aynı hissiyatı paylaşma bahtiyarlığına da erişmiş olduk (!) Donnie Darko' daki gibi yönetmen Richard Kelly yine kader , zaman , 4. boyut gibi kendi adıma can atarak izlenesi konulara girmiş ama bunları post - modern bir distopya içinde öyle bir kolajlamış ki aşure tadında bir türler karşımı ortaya koymuş. İçerdiği yoğun kara - mizaha , absürdlük noktasındaki orjinal karakterlere , çok katmanlı zengin referanslara rağmen film resmen sınıfta kalmış. Richard Kelly belli ki orjinal bir sinema dili ortaya çıkarmak istemiş ama hikayeyi o kadar dallandırıp budaklandırmış ki seyirciyi anlatmak istediğine focuslandıramamış. Back To The Future 'a gönderme niteliğindeki karakterin gelecekteki halini görmesi durumunda uzay- zaman kırılması hadisesi ise resmen heba olmuş.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Street Kings



Format : Divx
Not : 5 , 5
İzlenim : Los Angeles Polis Departmanındaki çürümeyi konu alan bir film daha . Training Day'de Denzel Washington 'ın çizdiği kötü polis portresinin uzantılarını gözler önüne seriyor. LA Confidential bu konuda işlenmiş zirve film olunca ister istemez aynı konuyu işleyen diğer örnekler yavan kalıyor. Street Kings'de bilindik bu öyküyü kötü bir sinema diliyle anlatmış. Forest Whitetaker 'ın bir sene önceki Oscarlık performansından eser yok. Keanu Reeves de belli ki cebi doldurmak için seçtiği bu rolde karaktere derinlik katmayı başaramamış. Tripler içinde vodka içip , bir diyalog içinde "benim eski karım da şöyle şöyle ölmüştü " diyerek karakter gelişimi ortaya serilemiyor tabii. Türe yeni bir şey katmayan tekdüze bir polisiye ...

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Wanted



Format : Sinema - Carusel
Not : 7
İzlenim : Karşımızda sıkı bir aksiyon filmi var. Hele çizgi roman uyarlaması olduğunu sonradan öğrenmek aksiyonun dozajındaki Yok artık Lebron James abartısını fantastik bir dünya tahayyülü içinde daha kolay sindirebilmeyi mümkün kılıyor. Rus yönetmen Hollywood klişelerini de alt üst etme yöntemini seçince farklı bir film izlemiş olmak için sevinme fakat filmin çok başarılı bir kolaj çalışması ( ki yönetmen filminin kendi ağzıyla Fight Club - Matrix karışımı olduğunu dile getirmekten çekinmemiş ) haline dönüşmeyi son anda sektirmiş olması adına üzüntü var. Öncelikle filmde ciddi manada senaryo boşluğu söz konusu. Çizgi - romanında aslında bulunmayan ama senaryoya sonradan eklenen tekstil makinesi - kader bağlantısı orjinal bir fikir olarak dursa da üzerinde çok eğilinmediği için soru işaretleri yumağına dönüşüyor . Kader'in suikast isimleri göndermedeki yönteminin ilahiliği ya da örgütün 1000 yıllık tarihi geleneği ve gücü tam anlamıyla ekrana yansıtılamamış. Yan rollerdeki Butcher psikopat performansıyla resmen rol çalmış. Morgan Freeman ise artık oldukça sıkıcı gelmeye başlayan stereotype rolünü oynamış. Filmin sonunda dördüncü duvar önünde kahramanımızın seyirciye verdiği son dakika ayarı filmin olmayan felsefik bütünlüğü içinde altıboş bir sıradanlıkta gönderilmiş olsa da "giderli " olmuş. Film boyunca suikast timinin bağlı olduğu kadercilik , Wesley ile herkes kendi kaderini kendi yazar olgusuna dönüşmüş. İnsan hayatının pamuk ipliğine bağlı olması tabiri ise aslında bu filmden çıkmıştır :) Gerçekten etkileyici yapılmış Tren sahnesinde Hollywood tabiriyle masum insanların öldürülmesini takmıyan yönetmene son selamımı çakıp "kısaca şık bir aksiyon" özetiyle yazıyı sonlandırayım bari ...

Referanslar :Tekstil makinesi vs.
Falso alan Kurşunlar
İlk kez bir sinema filminde kullanılan Digital Red Kamera Sistemi
Çizgi Roman'ın sitesi

9 Temmuz 2008 Çarşamba

Hunting Party


Format : Divx
Not : 7
İzlenim :
Ekşisözlük 'te şöyle yazılmış filmle ilgili :
amerika/hollywood beni aptal yerine koymaktan, ben ise paramla aptal yerine konulmaktan sikilmadigim surece bu filmler gelir gelir gider.dunyanin en cok aranan savas suclusunu ormanda kafa atarak yakalamak?… git bir cay koy ya !!! filmin sonunun rezilliği, başından beri varolan akıcı anlatımını ve akılcı esprilerini yerle bir etti.15, 20 kere filmde karadzic'in avlandığı yere benzeyen ama biraz yandan yemişi olan ormanlık yerlerde çulluk avına gitmişliğim var. ve o esnada birileri ormanda çatapat patlatsa "aa ormanda çatapat patlatıyorlar" derdim, korkarak kaçmazdım. karadzic ise yıllardır savaş alanlarında bulunan bir kişi. silah sesiyle çatapat sesini gayet güzel ayırt eder. bir de sanki karadağ'da bir tek karadzic ormanda ava çıkıyor. nereden gene buldular o adamı koca ormanda pek belli değil.

Siz hangi filmi izlediniz Allah aşkına ? Filmin son 3 dakikasındaki dokümantasyon kısmını izlemeden , yazılar çıkınca filmden çıkma kültürüyle filmden çıkarsan filmi de anlamazsın tabi. Zira daha başından film alıştığımız "based on a true story" kalıbından çıktığını, başka bir kurgu vaadettiğini ilan etmiş seyirciye : " only the most ridiculous parts of this story are true"
Ortada bir kara – mizah var. Yeri yurdu bilindiği halde göz göre göre yakalanmayan bir savaş suçlusu var. Filmin finalindeki aslında "Bu kadarcık bir çaba bile bunu yakalamaya yetecek" ironisi . Zaten filmin sonunda da ayarı vermiş yönetmen Usame Bin Ladin göndermesiyle.

Bu arada görüntü yönetmeni gerçekten iyi iş çıkarmış. Oryantalist bir bakış açısı olarak doğuya ait unsurları ön plana almış olsa da 4 sene evvel gittiğim Bosna gezisinin nostaljisini yaptırdı bana. Başçarşıda kahve içerlerken arka fonda çalan müzik ise Yüksek Yüksek Tepelerdendi . Dikkatli izleyicilerden kaçmamıştır. ABD ‘ye , BM' ye , Nato' ya sıradan ayarı veren Hollywood ‘dan beklenmeyecek traji – komik bir politik taşlama .Yer yer aksiyon dram komedi derken türlerin arasında kayboluyor ama sırf Simon 'un canlı yayında patladığı sahne için bile izlenir . Daha vurucu bir Bosna filmi izlemek isterseniz Grbavica var tabii ...

Referanslar : Filmin senaryosunun çıkış noktası olan Esquire dergisindeki makale : What I Did on My Summer Vacation ?
Filmdeki Fox lakaplı hala yakalanamayan Savaç Suçlusunun gerçek hayattaki karşılığı : Karadzic