18 Kasım 2012 Pazar

El Orfanato



Format : Divx - Ev
İzlenim : Türün pek çok klişesini kullanarak da iyi film yapmak mümkün ama bunun için Guillermo Del Toro gibi atmosfer yaratmada usta bir ismin yardımına ihtiyaç var. The Others'ı oldukça andıran senaryosu 5 çocuğun öldürülmesi noktasında daha fazla detaya ihtiyaç duyuyor belki ama finalin etkileyeciliği bunu unutmanızı sağlıyor. Keza 2 annenin de çocuklarına olan bağlılıkları da filmin dramatik yapısını güçlendiriyor. Korku Film izleme normlarına (geceyarısını geçmiş saat, karanlık oda, evde yalnız olma) uyduğumdan belki de, film bittiğinde oldukça iyi oluşturulmuş Medyum-ruh çağırma sahnesi uyuyana kadar pek çok kez gözümün önüne geldi.
Referans : Peter Pan
Quote : "Görmek, inanmak değildir. İnanmak, görmektir.."
Not : 8/10

6 Eylül 2008 Cumartesi

The Graduate


Format : Divx
İzlenim : Dustin Hoffman'ın çıkış yapması ve kendinden sonra gelecek pek çok romantik komediyi etkilemesi adına önemli bir film The Graduate. Havuz Sahnesi, Yabancılaşma hissini bu denli basit bir dille ama etkili veren sahne azdır herhalde sinema tarihinde. Kimi zamanlarda filmin önüne dahi geçen müthiş bir soundtracki var : 2 Sound Of Silence sahnesi, Berkeley 'e gittiğinde çalan parça, Mrs. Robinson, Scarborough ...
Referans : Bu filmin birebir çekilmiş bir Türk versiyonu var :
Not : 7, 5

5 Ağustos 2008 Salı

The Player

Format : DVD
Not : 7
İzlenim : Robert Altman çok aşina olmadığım bir yönetmen. Onun filmografisine başlamak için The Player nasıl bir tercih bilemiyorum. Tek sekans çekilmiş açılış sahnesinde açık bir şekilde - zaten repliklerde de geçen - Orson Welles 'in Touch Of Evil ve Hitchcock 'un Rope filmine gönderme vardı. Film sözlüğü buna homage diyor. Hiciv makamında başarılı bir Hollywood taşlaması ama film fazla yavaş ilerliyor. Zaten ben de kimi filmlerdeki bu tempo sorununa kişisel tepkimi , filmi dvd'den en az 3 - 4 tekrarda bitirerek koyuyorum :)
Filmde 60 cameo arz - ı endamı vardı.Altman , Bu kadar Hollywood yıldızını nasıl toplamış helal olsun . Bayağı bir ağırlığı varmış Hollywood'da demek ki kendilerinin :) Wikipedia 'ya göre film konusu itibariyle Hollywood stüdyolarının idari merkezlerinde çekildiğinden bu film yıldızları ücret talep etmeden geçerken uğrayıvermişler filme. Bir film terimi daha kullanayım da iyice artistlik olsun. Altman artık soyları iyice tükenen bir auter yönetmen

- Bugünlerde yapılan tüm filmler MTV tarzı. Kes, kes, kes...
- Touch of Evil filminin açılış çekimi 6,5 dakikaydı.
- 6,5 dakika mı?
- 3 ya da 4, neyse.
- Bütün filmi bu takip çekimiyle yaptı.

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Batman - Dark Knight


Not : 10
Format : Sinema - Capacity
İzlenim : IMDB ilk 250 listesine direk 1 numaradan giriş gibi efsaneye imza attığında bu filmin bir fenoneme dönüşeceği kesinleşmişti. Godfather 1-2 ve Shawshank Redemption 'dan sonra imdb de 10 puan verdiğim ilk film oldu Batman. Karşımızda bir çizgi - roman uyarlaması yok. Derinlemesine karakter tahlilleri , suç , adalet , iyi kötü kavramlarına klişelerin çok ötesinde sorgulamalar içeren bir suç filmi var. Heath Ledger 'ın Joker yorumu sinema tarihinin en iyi 10 performansından biridir bence. Popüler kültür ürünü olabilecek bir film sinefillerin kralı olarak tabir edilecek Nolan 'ın eli değince özgün "pure" bir sinemaya dönüşmüş. Spoiler gibi olmasın ama müthiş bir finali var. Üzerinde tekrar tekrar düşünmeyi ve de bu düşünceleri 2. bir Batman postunda dile getirmeyi gerektiriyor.

25 Temmuz 2008 Cuma

Before The Devil Knows You are Dead


Format : Divx
Not : 7,5
İzlenim : Sydney Lumet 83 yaşında böyle bir film çekebiliyorsa saygı duruşunda durmak lazım . 40 tan fazla film çekmiş kariyerinde Serpico, Köpeklerin Günü ve 12 Kızgın Adam gibi başyapıtlar var. Ve belki de ömrünün son demlerinde yine kendine has sinema dilini ortaya koymayı başarmış. 2000lerin hareketli kamera kullanımına ayak uydurmadan 80lerin mainstream sinemasına yakın bir yapıt karşımızdaki. Oyunculardan tam performans alınmış. Ethan Hawk kendine güvensiz , panik , loser portresini eksiksiz beyazperdeye taşımış. Özellikle soygundan sonraki sahnede döktürmüş.Fakat yine de film lineer bir kurguya sahip olsa daha iyi olurdu gibime geliyr. Zira bu karmaşık kurgu ve olayların farklı bakış açılarından anlatılması hikayenin ilerleyişine çok fazla bir done katmadığından filmin temposunu düşürmüş. Filmin sonlarına doğru baba ve 2 oğul karakterinden hangisinin yerinde olmak istemezdim sorusuna cevap bulamadım. "Artık hayattan beklentisi olmamak" böyle bir portre sanırım. Düzenbaz Elmas alıcısının dediği gibi : Dünya hiç de iyi bir yer değil.
Referans : The title comes from the Irish saying: "May you be in heaven a full half hour before the devil knows you're dead."

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Southland Tales


Format : DVD
Not : 4
İzlenim : Cannes'daki züppe etiketli film kitlesiyle empati yapmamı sağladığı için bu filme teşekkür borçluyum. Zira genelde Cannes'da yuhalanan filmleri izleyince bu kitlenin beğenileri konusunda önce kendi film zevkinizi sorguluyor sonrasında ise "Böyle bir filmi beğenmedilerse gitsinler kumda oynasınlar" demekten kendimizi alamıyorduk ama 2, 5 saat süren Southland Tales 'i dvd 'yi 8 kere açıp kapamak suretiyle bitirebilme onuruna ve de sevincine eriştikten sonra bu kitleyle aynı hissiyatı paylaşma bahtiyarlığına da erişmiş olduk (!) Donnie Darko' daki gibi yönetmen Richard Kelly yine kader , zaman , 4. boyut gibi kendi adıma can atarak izlenesi konulara girmiş ama bunları post - modern bir distopya içinde öyle bir kolajlamış ki aşure tadında bir türler karşımı ortaya koymuş. İçerdiği yoğun kara - mizaha , absürdlük noktasındaki orjinal karakterlere , çok katmanlı zengin referanslara rağmen film resmen sınıfta kalmış. Richard Kelly belli ki orjinal bir sinema dili ortaya çıkarmak istemiş ama hikayeyi o kadar dallandırıp budaklandırmış ki seyirciyi anlatmak istediğine focuslandıramamış. Back To The Future 'a gönderme niteliğindeki karakterin gelecekteki halini görmesi durumunda uzay- zaman kırılması hadisesi ise resmen heba olmuş.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Street Kings



Format : Divx
Not : 5 , 5
İzlenim : Los Angeles Polis Departmanındaki çürümeyi konu alan bir film daha . Training Day'de Denzel Washington 'ın çizdiği kötü polis portresinin uzantılarını gözler önüne seriyor. LA Confidential bu konuda işlenmiş zirve film olunca ister istemez aynı konuyu işleyen diğer örnekler yavan kalıyor. Street Kings'de bilindik bu öyküyü kötü bir sinema diliyle anlatmış. Forest Whitetaker 'ın bir sene önceki Oscarlık performansından eser yok. Keanu Reeves de belli ki cebi doldurmak için seçtiği bu rolde karaktere derinlik katmayı başaramamış. Tripler içinde vodka içip , bir diyalog içinde "benim eski karım da şöyle şöyle ölmüştü " diyerek karakter gelişimi ortaya serilemiyor tabii. Türe yeni bir şey katmayan tekdüze bir polisiye ...

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Wanted



Format : Sinema - Carusel
Not : 7
İzlenim : Karşımızda sıkı bir aksiyon filmi var. Hele çizgi roman uyarlaması olduğunu sonradan öğrenmek aksiyonun dozajındaki Yok artık Lebron James abartısını fantastik bir dünya tahayyülü içinde daha kolay sindirebilmeyi mümkün kılıyor. Rus yönetmen Hollywood klişelerini de alt üst etme yöntemini seçince farklı bir film izlemiş olmak için sevinme fakat filmin çok başarılı bir kolaj çalışması ( ki yönetmen filminin kendi ağzıyla Fight Club - Matrix karışımı olduğunu dile getirmekten çekinmemiş ) haline dönüşmeyi son anda sektirmiş olması adına üzüntü var. Öncelikle filmde ciddi manada senaryo boşluğu söz konusu. Çizgi - romanında aslında bulunmayan ama senaryoya sonradan eklenen tekstil makinesi - kader bağlantısı orjinal bir fikir olarak dursa da üzerinde çok eğilinmediği için soru işaretleri yumağına dönüşüyor . Kader'in suikast isimleri göndermedeki yönteminin ilahiliği ya da örgütün 1000 yıllık tarihi geleneği ve gücü tam anlamıyla ekrana yansıtılamamış. Yan rollerdeki Butcher psikopat performansıyla resmen rol çalmış. Morgan Freeman ise artık oldukça sıkıcı gelmeye başlayan stereotype rolünü oynamış. Filmin sonunda dördüncü duvar önünde kahramanımızın seyirciye verdiği son dakika ayarı filmin olmayan felsefik bütünlüğü içinde altıboş bir sıradanlıkta gönderilmiş olsa da "giderli " olmuş. Film boyunca suikast timinin bağlı olduğu kadercilik , Wesley ile herkes kendi kaderini kendi yazar olgusuna dönüşmüş. İnsan hayatının pamuk ipliğine bağlı olması tabiri ise aslında bu filmden çıkmıştır :) Gerçekten etkileyici yapılmış Tren sahnesinde Hollywood tabiriyle masum insanların öldürülmesini takmıyan yönetmene son selamımı çakıp "kısaca şık bir aksiyon" özetiyle yazıyı sonlandırayım bari ...

Referanslar :Tekstil makinesi vs.
Falso alan Kurşunlar
İlk kez bir sinema filminde kullanılan Digital Red Kamera Sistemi
Çizgi Roman'ın sitesi

9 Temmuz 2008 Çarşamba

Hunting Party


Format : Divx
Not : 7
İzlenim :
Ekşisözlük 'te şöyle yazılmış filmle ilgili :
amerika/hollywood beni aptal yerine koymaktan, ben ise paramla aptal yerine konulmaktan sikilmadigim surece bu filmler gelir gelir gider.dunyanin en cok aranan savas suclusunu ormanda kafa atarak yakalamak?… git bir cay koy ya !!! filmin sonunun rezilliği, başından beri varolan akıcı anlatımını ve akılcı esprilerini yerle bir etti.15, 20 kere filmde karadzic'in avlandığı yere benzeyen ama biraz yandan yemişi olan ormanlık yerlerde çulluk avına gitmişliğim var. ve o esnada birileri ormanda çatapat patlatsa "aa ormanda çatapat patlatıyorlar" derdim, korkarak kaçmazdım. karadzic ise yıllardır savaş alanlarında bulunan bir kişi. silah sesiyle çatapat sesini gayet güzel ayırt eder. bir de sanki karadağ'da bir tek karadzic ormanda ava çıkıyor. nereden gene buldular o adamı koca ormanda pek belli değil.

Siz hangi filmi izlediniz Allah aşkına ? Filmin son 3 dakikasındaki dokümantasyon kısmını izlemeden , yazılar çıkınca filmden çıkma kültürüyle filmden çıkarsan filmi de anlamazsın tabi. Zira daha başından film alıştığımız "based on a true story" kalıbından çıktığını, başka bir kurgu vaadettiğini ilan etmiş seyirciye : " only the most ridiculous parts of this story are true"
Ortada bir kara – mizah var. Yeri yurdu bilindiği halde göz göre göre yakalanmayan bir savaş suçlusu var. Filmin finalindeki aslında "Bu kadarcık bir çaba bile bunu yakalamaya yetecek" ironisi . Zaten filmin sonunda da ayarı vermiş yönetmen Usame Bin Ladin göndermesiyle.

Bu arada görüntü yönetmeni gerçekten iyi iş çıkarmış. Oryantalist bir bakış açısı olarak doğuya ait unsurları ön plana almış olsa da 4 sene evvel gittiğim Bosna gezisinin nostaljisini yaptırdı bana. Başçarşıda kahve içerlerken arka fonda çalan müzik ise Yüksek Yüksek Tepelerdendi . Dikkatli izleyicilerden kaçmamıştır. ABD ‘ye , BM' ye , Nato' ya sıradan ayarı veren Hollywood ‘dan beklenmeyecek traji – komik bir politik taşlama .Yer yer aksiyon dram komedi derken türlerin arasında kayboluyor ama sırf Simon 'un canlı yayında patladığı sahne için bile izlenir . Daha vurucu bir Bosna filmi izlemek isterseniz Grbavica var tabii ...

Referanslar : Filmin senaryosunun çıkış noktası olan Esquire dergisindeki makale : What I Did on My Summer Vacation ?
Filmdeki Fox lakaplı hala yakalanamayan Savaç Suçlusunun gerçek hayattaki karşılığı : Karadzic

13 Mayıs 2008 Salı

Forbidden Kingdom


Format : Sinema - Capacity
Not : 3
İzlenim : Hero gibi çıkar umuduyla gittiğimiz film fantastik çocuk filmi çıktı . Hero'daki estetize edilmiş dövüş sahnelerinin 10 'da biri yoktu . Daha doğrusu Hero'daki Uzakdoğu felsefesi bu filmde soslu bir kaç cümleye dönüşmüş sadece .80 lerin intikam alan Karete Kid nostaljisini yaşatmanın haricinde filmden geriye bir şey kalmadı. Maymun Kral ise hayatımda gördüğüm en gereksiz film kahramanlarından biriydi. Jackie Chan 'ın sarhoş stili ise seneler evvel videoda izleyip hastası olduğum kült kung- fu filmi Küçük Dev Adam'ı filmini hatırlattı bana .

8 Mayıs 2008 Perşembe

Roman Holiday


Format : TV - Business Channel
Not : 8, 5
İzlenim : Güdük Necmi 'nin 17 kere , Babamın ise en sevdiği film olup 25 kere izlediği Roma Tatili'ni Trt2 'de bile pek çok kez rastlamış olmama rağmen ancak şimdi izleyebildim. Prenses hal ve davranışlarından konuşmasına "Thank You" deyişine kadar gerçekten bir Prenses. Gregory Peck ise yakışıklılık ve uzun boyluluk ve de espriler dahil bizim Tarık Akan resmen . Tarık Akan belli ki konusu da bu filme oldukça benzeyen acar gazeteci Kepçe rolünü oynadığı Zeytinyağı Kralının kızı Müjde Ar 'la oynadıkları Öyle Olsun da Gregoy Peck 'den çok etkilenmiş bir portre çiziyor . O filmler nasıl Türk Sineması için unutulmaz ise Hollywood sinemasında da Roma Tatili , Bazıları Sıcak Sever , The Apartment , Tiffany'de Kahvaltı unutulmaz. Filmin finali ise o kadar melankolik bir final ki . Basın toplantısında resmiyeti bırakıp "kesinlikle Rome" demesi.Fotoğrafçı Irving'in resimleri gazeteye vermemesi , bir gün önceki yaramaz kızın artık gerçek dünyasına dönmesi ve prenses soyluluğuna bürünerek Joe Bradley ile konuşması asla bir daha görüşülemeyecek 1 günlük bir aşk. En kötüsü ikisinin de kendi hayatlarına devam etmesi ama bu aşk acaba yıllar geçtikçe gülümsetecek mi yoksa unutulması zor bir acıya mı dönüşecek ??? Esas mesele bu.

24 Nisan 2008 Perşembe

The Mist


Format : Divx
Puan : 6
İzlenim : B film olarak ilerleyen bir kapalı mekan yaratık filmiyken insan doğasına , moderniteye , inanca , bağnazlığa dair sorgulamalara giren film biraz çizgisini bulamadan ilerlerken abartı bir sonla daha da tarzını kaybederek noktalanıyor. Sondaki Dead Can Dance müziği bu filme fazla kaçmış. Zaten kitaba sadık kalınmamış bir farklı bir sonu tercih etmiş yönetmen.Frank Darabont 'a ağzımızı açamayız ne de olsa Shawshenk Redemption gibi bir şahesere imza atmış. Yine de adaşı Frank Capravari çizgisini değiştirerek korku öğelerinin daha ön planda olduğu farklı bir Stephen King uyarlamasını tercih etmesi kendini farklılaştırma adına bir artı puan. Baştaki Kara Kule göndermesi ise bir anda kalplerin hızlı atmasına yetti de arttı bile.

23 Nisan 2008 Çarşamba

Brief Encounter


Format : Divx
Puan : 7
İzlenim : Aşk ve aldatma duygusu arasındaki ikilemler başrol oyuncusunun insanı rahatsız edici derecedeki oyunculuğuna rağmen çok etkileyici bir gerçekçilik ve yalınlıkla beyazperdeye aktarılmış. İç sesin konuştukları insana sanki aşk üzerine bir edebi eser okuyor hissiyatı veriyor.Aldatma duygusunun tabu olması o zamanki sinemaya göre belki filmin değerini arttıran bir unsur olmuş olabilir muhtemelen. Tren ve de kafe sahneleri ise iyi kotarılmış.Aşık kız her perşembe sinemaya gidiyorken insan o zamanlardaki sinema zevkinin nasıl olduğunu da merak etmiyor değil. Yine de ilk 250' lik bir film değil bence.

17 Nisan 2008 Perşembe

Ghost Rider


Format : DVD
Puan : 3
İzlenim : Daredevil'den sonraki en kötü çizgi - roman uyarlamasını yapmayı becermiş bu yetenekli yönetmen; tebrikler. Nicholas Cage 'de bu rolüyle Razzie ödülünü alır.
Çizgi romanında nasıl bilmiyorum ama filmdeki dini referanslara dayalı öykü gerçekten çok havada kalıyor. Oysaki bu tarzda dini referanslı oldukça iyi filmler izlemiştik zamanında : Stigmata, Bless The Child, Constantine vs.
Senaryo zayıflığından ziyade en azından sıradan bir Hollywood filminde başarıyla uygulamaya sokulan serüven duygusunun eksikliği var filmde. Karşımızdaki öykü filmdeki kötü kahramanların da sürükleyicilikten uzak olmasıyla bir yerden sonra sıkıyor. Faust referanslı diyaloglar da komedi olmuş tam.Filmden aklımda kalan tek güzellik Johnny Blaze 'in Ghost Rider 'a dönüştüğü ilk sahnede ağır müzik altında mezarlıktan geçişiydi. Zaten süper - kahraman filmlerinde genelde en çok kahramanın güçlerini keşfetmeye başlayıp yanlızlığıyla yüzleşmesi sahnelerini seviyorum.Ha unutmadan bir de eski atlı Ghost Rider harbiden gözüne vurmuş bir karakterdi.

2 Nisan 2008 Çarşamba

Juno


Format : divx
Puan : 8
İzlenim : Bu senenin Little Miss SunshineJuno olmuş. En azından Akademi tarafından bağımsız filmlere her sene ilginin artması güzel bir şey. Filmi izlerken baş karakterimiz öyle boyundan büyük fikirler ortaya koyuyor , zekice espriler yapıyor ki "bu Juno 16 yaşında mı ?" dedirtiyor insana . Üvey anne klişesinin yıkılması da oldukça hoşuma gitti. Juno 'nun Alan 'la sinema ve müzik üzerine sohbet ettiği sahneler de keyifli. Bazen düşünüyorum da aslında iyi film yapmak çok zor değil. Samimi diyaloglar , iyi oturtulmuş karakterler , abaratıya kaçmadan yavaş yavaş ilerleyen bir senaryo ama aslında en önemlisi anlatılacak güzel bir hikaye ... Klasik bir bitiriş yapayım : Juno kaçırılmayacak bir gençlik filmi !!!
Referanslar : Dario Argento

28 Mart 2008 Cuma

Mongol - Cengiz Khan


Format : Sinema - Capacity Bakırköy
Puan : 5 , 5
İzlenim : Tek kelimeyle sıkıcı bir film. iki kelimeyle ise "sıkıcı ve de temposuz" bir film. Moğollar arası anarşiyi bitirmeye çalışıp huzurlu bir yaşam alanı kurmaya çalışan , ailesine son derece düşkün bir Cengiz Han portresi ortaya çıkıyor filmden. Biz Cengiz Han 'ı yanlış tanıyorduk herhalde .Yıkıp yakan önüne geleni öldüren barbar bir komutan olarak biliyorduk ama bu film ne anlatıyor Daha doğrusu tarih kitaplarında öyle nam salmıştı. Sinematografik açıdan son savaş sahnesi gibi başarılı sekanslar bulundursa da bir sinema filmi böylesine sıkmamalı insanı.

27 Mart 2008 Perşembe

The Devil wears Prada


Format : divx
Puan : 6, 5
İzlenim : Eğlenceli ve sıcak bir film minvalinde basit bir moda ve tüketim toplumu eleştirisi olmuş . Filmin sonunda aşk mı kazandı tam anlayamadık. Klişe bir sona girmeme adına Andrea ve Nate 'in ilişkisinin geleceği belirsiz kalmış. Kariyer – aşk ikilemi biraz da biz erkeklere acı veren şekilde başarılı işlenmiş. Merly Streep bünyede gıcıklık hissi yaratsa da hep mi iyi oynar bir aktris ??? Çok parıltılı bir dünya bu , insan arzuları ve zaaflarının tam teşekküllü temsili bir bakıma . Bu arada filmin kitabında dünyada modaya yön veren bu dergi Vogue muş.